31 Ocak 2011 Pazartesi


7. MEKTUP - CATHARSİS

Gönlünü yaban atlara adamış bir alnın dikliği
Elasında kaç günahkâr kalem kaç peygamber ihtirası.
O çılgın nehrin sonunda. karaya vurmuş sabır
Yorgan gibi çekiliyor parmak uçlarımdan gecenin kahkahası.

Üşüyorum bütün kehanetlerde. kaçamam varoluşumdan. tek kalple ısınmaz güneş
Sonlu bir maceranın korkusuyla sonsuzu arayan çocuk
Ağaçlardan çok sevme kimseyi.

Söz sana yeni anılar getireceğim Musa dilinden
Kırık kadehte İsa kanı
Örümceksiz mağara Muhammed’den
Artemisya bana kalırsa gerçek Tanrı
Zamanı kesen keser karanlığı.

Hadi kopar kalbini çokbilmişlikten
Çağrılmayı boş ver
Geçmişi kolaçan eden göğün önünde günaha dönüyor hatıralar
Düşünebilen bir taş bul şu ışık denizinde
Gözlerinden dudaklarına inen o tuzlu yol. Sevişmek ne kutsal hazine.

Seni sevdim. Beni sevdin
Ah! O hayatı büyüten aşk
Bakışında hedef şaşmaz gerçeğin oku
Erken yaşlanan gençlik. Geç varılan olgunluk

Söz sana yeni acılar getireceğim. Ebediyen susacaksın yitirdiklerine
Geri bakma. Zaman kanayan bir taş
Kapatırsın üstünü tükürükle günahların.
Yıldızlardan daha aşağı bir yerde katlanmış evren
 Ölümsüzlük noktasında bir ben var
İsmim artık sen değil.
Xakestari


9 Ocak 2011 Pazar

6. Mektup – HUBRİS



Dilimde kara gecelerin topal ezgisi
her ilişkide ateşin yeniden icadı
ay kırık gökyüzü hain
 ‘bu cehennem bizim’
denenmiş intiharları konuşuyoruz kaç yüzyıldır
neyi tazelesem üstüne eski acılar geliyor
artık  yeni bir yalnızlığı dokuyorum herkes gibi
sükunetin vahşetini

kalbin bir son kapısı var

toprakla hesaplaşma vakti gelince
unutma gözlerimde çürüyen şafağı
kollarım geniş ihanetin dar kafesi nasıl şans ama
kapımda kaptanların ölü gemileri ne büyük talih
şimdi bu oyunu bozarsam yıldızlar susar
topladığım utanç çiçekleri o kara böcekler Kafka dilinde
geçmişi unutan anılar ağlar
nasıl teslim olmuştum ilk yaz vakti her şeyimle
yârim yârim yoruldum kesik başınla konuşmaktan

aşkın onura ihtiyacı var

‘üzülme’ demeli şaraba dönen salkımlara 
Hepimizin sesini tanırlar bir gün tanrı susunca
Xakestari