Zamanı hiç bir tanrıya sorma
Açılıp kapanan evrenin varlığına sıkıştır kalbini
Meydan ateşlerinin çıplak buğusunda bir ten anları tüketen
Aşk ve ölümün kucağında yok zaman.
Var bir zaman
saksılar susar acı toprakta solunca
mor çarşaflar yokluğun göğüne asılır bir çok zaman.
Görmedin.
Kanayan kanatlarını açar hatıralar
insan bir yastığa ve en uzak yıldıza aynı şefkatle dokunur
ağlayınca
kelimeler bir uzak iklim yeşili
yaşamın göz bebeklerini sarsan
mezar sessizliğinde bir aşkı konuşmanın anlamı var mı?
Söylemedin.
Yakamozlara kulaç atılmıştı ve zaman parlaktı
bir kara deliğin kapısında kesik başıyla
mavzerinde büyütmek için bütün aşkların şiddetini
hiç teslim olmamış o cennet, o Zühre
kapında secdeye vardı.
Duymadın.
Tanrı’nın yüzüdür zaman
göz pınarından akar zeytuni sözler
gökkuşağına inananlar için
içinde sevda taşıyan bütün gemiler kırılmaz cam
aşkın kalbi hep ıslak.
Bilmedin.
Yalnızlığın tükendikçe günahın büyüyor
Artık zikretme beni.
Xakestari

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder